<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Evlilik Terapisi &#124; Aile, Evlilik ve Çift İlişkileri Enstitüsü</title>
	<atom:link href="http://www.evlilikterapisi.eu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.evlilikterapisi.eu</link>
	<description>Aile Terapisi, Evlilik Terapisi, Çift İlişkileri Terapisi, Evlilik Danışmanlığı, Aile Danışmanlığı, Çift Terapisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Feb 2012 12:36:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Bir Gün Değil Her Gün Sevgili Olun!</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/bir-gun-degil-her-gun-sevgili-olun/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/bir-gun-degil-her-gun-sevgili-olun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 08:51:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubat]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubat sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[14 şubatı fırsata çevirin]]></category>
		<category><![CDATA[cised]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili kalın]]></category>
		<category><![CDATA[sevgili olmak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[sevgilim benim]]></category>
		<category><![CDATA[sevginizi paylaşın]]></category>
		<category><![CDATA[sevin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[CİSED TERAPİSTLERİ: &#8220;TÜRK İNSANI SEVGİLİ OLMAYI BİLMİYOR&#8221; 14 ŞUBAT&#8217;I FIRSATA ÇEVİRME TAVSİYELERİ 14 Şubat&#8230; Sevgiyi savaşa tercih eden ve sevgilileri cezalandıran bir tiranla başlayan acıklı bir aşk hikâyesinden vücut bulan Sevgililer Günü&#8230; Evlilik terapistlerine göre ise bu özel gün ilişkileri yolunda gitmeyen çiftler için yeni bir başlangıç olabilir. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) evlilik terapistleri, 14 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fbir-gun-degil-her-gun-sevgili-olun%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>CİSED TERAPİSTLERİ: &#8220;TÜRK İNSANI SEVGİLİ OLMAYI BİLMİYOR&#8221;</strong></p>
<p><strong>14 ŞUBAT&#8217;I FIRSATA ÇEVİRME TAVSİYELERİ</strong></p>
<p><strong>14 Şubat&#8230; Sevgiyi savaşa tercih eden ve sevgilileri cezalandıran bir tiranla başlayan acıklı bir aşk hikâyesinden vücut bulan Sevgililer Günü&#8230; Evlilik terapistlerine göre ise bu özel gün ilişkileri yolunda gitmeyen çiftler için yeni bir başlangıç olabilir.</strong></p>
<p><strong>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) evlilik terapistleri</strong>, <strong>14 Şubat Sevgililer Günü</strong>’nden yola çıkarak sevgiyi masaya yatırdı. Toplumumuzda halen sevginin, aşkın ve en mahrem ilişki olan cinselliğin hakkının yeterince verilemediğine dikkat çeken evlilik terapistleri, 14 Şubatın anlamını sorguladı. İşte <strong>CİSED evlilik terapistleri</strong>nin tespitleri:</p>
<p><strong>“SEVGİLİ OLMAYI BİLMİYORUZ”</strong></p>
<p>“Çoğu insan iyi niyetin içsel gerçeği olan sevginin sadece bir <strong>duygu</strong> olduğunu sanır. Oysa sevgi duygudan ziyade bir <strong>mevcudiyet biçimi</strong>dir. Sevgiyi paylaşmak ve göstermek kişisel <strong>bir tercih</strong>tir. İyi şeylerin olmasını isteme iradesi olan sevgi, asıl ve en derinlerdeki benliğin özüdür. <strong>Olgun sevgi, </strong>eşlerin birbirlerine <strong>saygı duymaları, güvenmeleri,</strong><strong>dikkat etmeleri, koşulsuz kabul etmeleri, takdir, şefkat duymaları </strong>ve <strong>kendileri olmakta özgürlük tanımaları</strong>üzerinde inşa edilebilir. <strong>Bağlılık, yakınlık ve tutku</strong>yla beslenen sevgi, yukarıdaki 7 temel niteliğe olan <strong>bağlılık</strong>tır. Bağlılığın en güzel şekilde gösterilmesi gereken bir gün olan <strong>14 Şubat</strong>’ı kutlarken ne yazık ki sevmeyi, sevilmeyi, âşık olmayı, evliliği ya da aile kurmasını tam manasıyla beceremediğimiz de bir gerçek. Sevgili olmayı bilmiyoruz. Ne acıdır ki günden güne üretmeden tüketmeyi alışkanlık haline getiren toplumumuzda, <strong>Sevgililer Günü</strong> de, ekonomiye hareket getiren ama sevgiyi yürekten yaşayamadığımız bir etkinlikten öteye gidemiyor.’’</p>
<p><strong>SEVGİ, SADECE 14 ŞUBAT’A ÖZGÜ DEĞİLDİR</strong></p>
<p><strong>CİSED evlilik terapistlerine </strong>göre, ilişkilerde<strong> sevgi ve tutku olmalı</strong>. Romantizm, cinsel ilişki, fiziksel çekicilik, bağlılık, bakım ve diğeriyle olma arzusu olarak tanımlanan <strong>tutku</strong>, dokunma, sevişme, bakışma, hediye alma gibi davranışlar aracılığıyla ortaya konmalı. İşte terapistlerin sevgi üzerine öğütleri:</p>
<p>“<strong>Sevgi, sadece 14 Şubat’a özgü olmamalı, her gün, 365 gün yaşanmalı. 14 Şubat</strong>, ilişkileri yolunda gitmeyen çiftler için sevginin paylaşıldığı <strong>manevi bir fırsat günü olmalı</strong>. Çünkü bireysel özgürlüğün en uç noktasında yer alan<strong>sevmek ve âşık olmak bir yolculuktur</strong>. Herkes sevginin bileşenlerinde kendi yolunu bulmalı. <strong>Sevginin 4 bileşeni vardır</strong>: <strong>İhtiyaç duyma, önemseme</strong>, <strong>güvenme</strong> ve <strong>tolerans</strong> yani diğerinin hatalarını görmezden gelmedir. <strong>14 Şubat</strong><strong>Sevgililer Günü</strong>, sevginin bileşenlerinin somut olarak yaşanması için bir araç olarak görülmelidir.</p>
<p>Peki <strong>CİSED evlilik terapistleri</strong> bu özel gün için çiftlere neler tavsiye ediyorlar:</p>
<p><strong>BEKLENMEYENİ YAPIN!</strong></p>
<ul>
<li><em>Sevgi sözcüklerinin karşıdan gelmesini beklemeyin. Partnerinizden önce davranın ve “Seni seviyorum” deyin.</em></li>
<li><em>Hafızanızı yoklayın! Ona bugüne kadar hiç söylemediğiniz sevgi sözcükleri mutlaka vardır. Sevginizi samimice anlatacak bir cümle düşünün. Aklınıza gelmiyorsa da bunu araştırın, bulun ve mutlaka uygulayın.</em></li>
<li><em>İlla ki hediye mi alacaksınız? Düşünün bakalım son bir aydır kendisi için ne almak istiyordu? Hiç tereddüt etmeyin ve onu alıp sürpriz yapın.</em></li>
<li><em>İlişkinizde geçmişte yaşadığınız en mutlu anı içeren ve ikinizi de heyecanlandıracak bir fotoğrafı bulun, çerçeveletip ona hediye edin.</em></li>
<li><em>Geçmişte unutmadığınız bir anı tüm ayrıntılarını ancak ona ifade edemediğiniz tüm duygularınızı yazın ve ona verin.</em></li>
<li><em>Onun ulaşabileceği veya görebileceği her yere sevgi sözcükleri iliştirin.</em></li>
<li><em>Özel bir gece yaşatabilmek için fantezilerinizi kullanın. Hayal gücü sevgiyi beslemenin en güzel yoludur.</em></li>
<li><em>Dokunmak çok önemlidir. Rutinlerin dışına çıkın ve bugüne kadar hiç dokunmadığınız bir şekilde, her yerine dokunun, okşayın ve şefkat gösterin.</em></li>
<li><em>Eğer <strong>14 Şubat</strong> ilişkinizde yeni bir başlangıç olacaksa sloganınız “<strong>Beklenmeyeni yap!</strong>” olmalı. Sürprizleriniz ise tamamen hayal gücünüzle sınırlı. Ancak unutmayın! Yapacağınız her olursa olsun bunu asla bir gün değil her gün yapmaya çalışın. Asla <strong>bir günlük sevgili olmayın</strong>.</em></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/bir-gun-degil-her-gun-sevgili-olun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilik İlişkisinde Yaş Farklılıkları</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilik-iliskisinde-yas-farkliliklari/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilik-iliskisinde-yas-farkliliklari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 11:55:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[çiftler arası yaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel ilişkide yaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte yaş farkı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte yaş sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[genç evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[ilk cinsel deneyim]]></category>
		<category><![CDATA[ilk cinsel ilişki]]></category>
		<category><![CDATA[ilk cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[yaşlı kadınla evlenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=310</guid>
		<description><![CDATA[Cinsellik ve yaş ikilisi arasında yapılan en son araştırmalar var mı? Sonuçları nelerdir? Cinselliği konuşmak tartışmak her zaman ayıp, yasak, günah veya yanlış olarak görülmesine rağmen cinsellikle ilgili araştırmalar her zaman yapıldı ve yapılmaya da devam etmektedir. Son yıllara bakacak olursak ta cinsellikle ilgili araştırmalara ağırlık verildiğini görüyoruz. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) olarak bizim yaptığımız araştırmalarda Türkiye&#8217;de cinsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fevlilik-iliskisinde-yas-farkliliklari%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Cinsellik ve yaş ikilisi arasında yapılan en son araştırmalar var mı? Sonuçları nelerdir?</strong></p>
<p>Cinselliği konuşmak tartışmak her zaman ayıp, yasak, günah veya yanlış olarak görülmesine rağmen cinsellikle ilgili araştırmalar her zaman yapıldı ve yapılmaya da devam etmektedir. Son yıllara bakacak olursak ta cinsellikle ilgili araştırmalara ağırlık verildiğini görüyoruz. <strong>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği</strong> (<strong>CİSED)</strong> olarak bizim yaptığımız araştırmalarda <strong>Türkiye&#8217;de cinsel ilişkiye girme yaşının düştüğü</strong> ortaya çıktı. Türkiye&#8217;nin cinsellik haritasını tespit etmek, cinsel konularda konuşulmayanları konuşur hale getirmek ve başta medya olmak üzere sivil toplum örgütlerine bilgi aktarmak amacıyla gerçekleştirilen anket çalışmamızı şubelerimizin bulunduğu illerde gerçekleştirdik. Başta <strong>Ankara</strong> olmak üzere <strong>İstanbul, İzmir, Bursa, Diyarbakır, Mersin, İzmit </strong>ve<strong> Adana</strong>’da anket çalışmalarında bulunduk. Çalışmaya <strong>16–55 yaş</strong> grubundan <strong>8 bin</strong> kişi katıldı. “<strong>Cinsel ilişki sırasında korunuyor musunuz?</strong>” sorusuna araştırmaya katılan her 10 kişiden 4’ü “hayır” yanıtı verdi. “<strong>İlk kez kaç yaşında cinsel ilişki yaşadınız?</strong>” sorusuna ise erkeklerin %30’u, kadınların ise %15’i 16–18 yaşında diye yanıt verdi. Araştırma bize <strong>cinselliğin yaşanma yaşının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye&#8217;de de düştüğünü</strong> gösterdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cinsellik en fazla hangi yaşlarda dorukta yaşanır?</strong></p>
<p><strong>Cinselliğin yaşı yoktur</strong>. Cinsellik doğumdan ölüme kadar hayatımızın doğal bir parçasıdır. Libido adı verilen cinsellik dürtüsü insanı cinsel eylem arayışına iten ve aynen açlık, susuzluk, kendini koruma dürtüleri gibi çalışan bir itici güçtür. Ancak erkekler 20-30’lu yaşlarda, kadınlar ise 30-40’lı yaşlarda cinselliği doruklarda yaşarlar. Yani <strong>kadın yaş ilerledikçe kendi bedenini keşfeder ve olgunlaşır.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aşkın yaşı yok derler, ya cinselliğin yaşı?</strong></p>
<p><strong>Cinselliğin yaşı vardır.</strong> Kişiler yeterli cinsel eğitim almışlarsa, bedensel gelişimlerini tamamlamışlarsa ve güvenli cinsel ilişki kurma bilincine ulaşmışlarsa, hem kendisini hem de partnerini cinsel yolla bulaşan hastalıklardan koruyabilme bilincine ulaşmışlarsa, o zaman cinsellik için uygun yaş gelmiş diyebiliriz. Ancak Türkiye&#8217;de henüz resmi olarak cinsel eğitim verilmediği için cinselliğin yaşı her geçen gün aşağılara doğru iniyor. Yani sanılanın aksine cinsel eğitim verme cinselliği gençlerin aklına düşürmez, onların cinselliğe başlama yaşını yukarı çeker. Bu nedenle cinsel eğitimin artık okullarda verilmesi, medyanın cinsel eğitime önem vermesi, anne ve babaların eğitici bilgiler ile cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve korunma yöntemleri hakkında çocuklarına bilgi vermesi gerekiyor. Çünkü bilinçsiz olarak yaşanan her türlü cinsel ilişki, cinsel yolla bulaşan birçok hastalığa, istenmeyen gebeliklere ve kürtajlara açık davet çıkarmaktadır. Bu hastalıklardan korunmanın en etkin yolunun da prezervatif kullanmaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cinsellik ve yaş gruplaması yaparsak neler söyleyebilirsiniz? (Kadınlar ve erkekler için)</strong></p>
<p>Libido kadında 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit kalır ve çok ileri yaşlara kadar azalarak da olsa gücünü korumaya devam edebilir. Kadın sağlıklı olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini korur. Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu, çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir. Erkekte ise libido 20–30 yaşlar arasında doruğa çıkmıştır. Erkek de sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm olabilme özelliklerini koruyabilir. Ancak yaş ilerledikçe (burada bahsettiğim yaş, 70 ve üstüdür) doğal olarak ortaya çıkan değişiklikler ereksiyonun etkinliğinin azalmasına neden olabilir. Sonuç olarak <strong>erkeğin andropoza ve</strong> <strong>kadının menopoza girdiğinde cinsel yaşamının bittiği doğru değildir</strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Aşkın ve seksin ideal ortalama yaşı kaçtı?</strong></p>
<p>Her iki cins için en uygun ve en ideal yaş <strong>35</strong>’dir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Her yaşın ayrı bir güzelliği var mı?</strong></p>
<p>Evet, <strong>her yaş döneminin ayrı bir güzelliği ve özelliği vardır</strong>. Genç yaşımızda yaşadığımız cinselliğin hissettirdiğini ancak o yaş grubunda anlayabiliriz. Cinselliği doğuştan getiririz ama yaşam süreci boyunca onu geliştirmek ya da olduğu yerde bırakmak bize bağlıdır. Yaş ilerledikçe geliştirdiysek daha doyurucu daha haz alıcı bir cinsellik yaşantımız olabilir. <strong>Sağlık sorunu yaşanmadığı sürece cinsellik her yaşta yaşanır ve yaşandığı her yaşta da ayrı bir güzellikte ayrı bir tat da verir. </strong>Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler.  Ayrıca <strong>sağlıklı bir yaşlıda cinselliğin olmadığını ya da olmaması gerektiğini düşünmek, yemek yemenin, uyumanın yaşlılıkta gereksiz olduğunu düşünmek gibidir</strong>. İnsan yaşamında yeri olan böyle bir olguyu yaşlılar için yok saymak gerçekçi değildir. <strong>Yaşlılıkta cinselliğin boyutları farklıdır</strong>. <strong>Yaşlılıkta cinsellik, daha çok sarılma, öpüşme, birlikte rahatlama, gevşeme ve haz paylaşma amacına yönelik olarak kişilerin birbirlerine karşı sevgi ve bağlılıklarını ifade etmelerinin bir aracı olabilir.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yaşa göre sıklık ne olmalı?</strong></p>
<p>Sağlıklı bir erişkin 30–40 yaşları arasında haftada ortalama 1–4 kez ilişkide bulunur. Bu sabit bir sıklık değildir. Kişiden kişiye, aynı kişide farklı zamanlarda ilişki sıklığı geçici olarak artabilir veya azalabilir. Yaş ilerledikçe ilişki sıklığında azalma eğilimi gözlenir. <strong>CİSED</strong> olarak yaptığımız anket çalışmalarına göre <strong>ülkemizde çiftler haftada 2 kez cinsel ilişkiye giriyorlar</strong>. Kişide cinsel ilişki sıklığını belirleyen cinsellik dürtüsünün doyurulma ihtiyacıdır. Yaşla birlikte sıklık azalmasına rağmen, cinsel arzuyu doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak kaynağın doyurulma ihtiyacı azalır. Yaygın inanışa göre kadınlar ve erkekler belli yaşlardan sonra cinselliğin o kadar önemli olmadığını düşünüyorlar. Ancak <strong>CİSED</strong> olarak yaptığımız araştırmalara göre ülkemizde erkeklerimizin %70’inin cinselliği yaşamın çok önemli bir parçası olarak görürken, kadınlarımızın ise sadece %30’u cinselliği önemsiyor. Yani <strong>cinsellik erkekler için daha önemli </strong>veyaş ilerledikçe cinselliğe verilen önemin azaldığı görülüyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Çok büyük yaş farklılıkları ilişkiyi nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p>İlişkideki yaş farkı uzun vadede ciddi bir sıkıntı kaynağı haline gelip çiftin arasında çeşitli anlaşmazlıklara neden olabilir. İki tarafın hayata bakış açışı, beklentileri, yaşam tarzları arasında bir kopukluk baş gösterebilir. Ancak bu tarz problemleri genellemek oldukça zor çünkü bunun tam tersine yaş farkının bir avantaj ve mutluluk kaynağı haline geldiği ilişkiler de göstermek mümkün. Dolayısıyla bu olayı hem kazandırdıkları, hem de kaybettirdikleriyle ele almak gerekiyor. Ayrıca yaşın ilerlemesiyle birlikte, erkeklerin cinsel açıdan uyarılmaları için gereken süre uzar, sertleşmenin ortaya çıkışı daha çok zaman alır, kadınlarda ise östrojen hormonundaki azalmaya bağlı olarak uyarılma süresi uzar ve vajinadaki kayganlık azalır. Sağlıklı ve güvenli bir ilişkide cinsel doyuma ulaşmanın tek yolu cinsel birleşme değildir. Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek fiziksel ve cinsel sorunlar yumuşaklık, sevecenlik, güven ve tanışıklık sayesinde kolayca aşılabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Peki cinselliği? Ortalama 40 yaş farkın olduğu ilişkiler görüyoruz. Beklentiler karşılanabiliyor mu?</strong></p>
<p>Cinsellik zihinsel fiziksel ruhsal birliğin sağlandığı süreçtir. Kişiler arasında var olan saygı sevgi güven duygusunun olması ile birlikte iletişim boyutlarının güçlü olması cinsel süreçte alacakları hazzı artırıcı bir etkendir. Ancak biz ülke olarak cinsellikte ne yazık ki yasak günah ve ayıp üçlüsünü geçememekteyiz. Bununla birlikte cinsel mitlerimizin fazlalığı da her yaş grubunda cinselliği doya doya yaşayamamamıza sebep olmaktadır. Çiftler uyumu yakalamışlarsa beklentileri umutları, vb. konularda da ortak bir süreç yaratabilmektedirler. <strong>Çiftlerin birbirinin isteklerini karşılayıp karşılayamadıklarını yaş ile açıklamak her zaman doğru değildir.</strong> Eğer çift birbirini anlıyorsa, birbirini bütünlüyorsa, aralarında ortak bir hayat ve ortak bir bakış açısı varsa, aynı pencereden cinselliğe ve ilişkilerine bakabiliyorsa, isteklerini ve beklentilerini konuşabiliyorsa, çözüm üretip ve ortak karalar alabiliyorsa, o zaman yaşın önemi çok fazla yoktur. Bu durumda hem cinselliklerini hem de ilişkilerini sağlıklı bir şekilde götürebilirler. Aslında bakacak olursanız gençlerde bu süreçleri tam olarak yaşayabilmeleri ve uygulayabildiklerini daha az gözlüyoruz. Çünkü başta da dediğimiz gibi<strong>biz cinselliği doğuştan getiriyoruz ama yaşam süreci içinde çeşitlendirip uzmanlaşıyoruz</strong>.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Biliyorsunuz Asil Nadir ve eşi arasında 43 yaş fark var. Cinsel hayatta mutluluk daha ne kadar yaşanabilir?</strong></p>
<p>Cinsel sağlık, cinsellikle ilgili fiziksel ruhsal ve sosyokültürel sağlık ve esenlik sürecinin kesintisiz olarak yaşanmasıdır. Yaşla birlikte bu süreç kesintiye uğrayabilir, kişinin hem sağlığı etkilenir hem de yaşam kalitesi bozulabilir. Çift birlikte bir uyum yakalamışsa yaş farkı bir sorun yaratmayabilir. Ancak arada 43 yaş çok fazladır. Hiç sorun olmayacak bir yaş farkı değildir. Ancak <strong>43 yaş farkını ancak para, pul, güç, makam ve mevki kapatabilir.</strong> Ayrıca yaşla birlikte artış gösteren organik kökenli hastalıklar da cinsel sağlığı çok olumsuz etkileyebiliyor. Cinsel sağlığı birebir etkileyen hastalıklardan olan tansiyon yüksekliği, diyabet, kolesterol yüksekliği gibi damarsal hasar yaratan hastalıklar, kronik depresyon gibi ruhsal rahatsızlıklar her zaman cinsel hayatı olumsuz etkiler. Ancak cinsellik doğduğumuz andan itibaren başlar ve nefesimiz bizi terk edene kadarda belli, değişken istekler haline sürer. <strong>Seks isteği her canlıda vardır ve yaşla alakası olamayan bir durumdur.</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kadınları yaşları ilerledikçe cinsellikte daha iyi noktalara geldiği, erkeklerin performansının da düştüğü söylenir. Ama erkekler tam tersini savunur. Hangisi doğru?</strong></p>
<p>Aslında her ikisi de doğru olabilir. Kadınlar yaşlandıkça olgunlaşırlar, tıpkı bir şarap gibi. Kendi bedenlerini keşfederler ve bir erkeği nasıl mutlu edeceklerini öğrenirler. Erkekler ise gençken çok isteklidirler, yaşlandıkça istekleri azalır. İsteğin azalması tabiî ki erkekte performans düşüklüğüne yol açabilir ama bu her zaman geçerli olan bir kural değildir. Hem erkek hem de kadında libido her ne kadar yaşa bağlı olarak azalma gösterse de, çiftler sağlıklı oldukları sürece çok ileri yaşlara kadar hiçbir tedaviye gereksinim olmadan cinselliklerini yaşamaya devam edebilirler. <strong>Yaşlandıkça cinsel isteksizlik olabilir</strong>, bu normal bir durumdur. <strong>Önemli olan yaşlılık döneminin kendine özgü bir cinselliği taşıyabileceğini bilmek ve kabullenmektir</strong>. <strong>Cinsel doyum ilişki sıklığından çok, cinselliğin sevgi ve şefkat, dokunma, birlikte yatma gibi boyutlarının ön plana geçmesine izin vermekle mümkün olabilecektir.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aşkın en duygusal ve kendilerini kaptırdıkları yaş ortalaması nedir?</strong></p>
<p>Her iki cins için bu 20’li yaşlardır. Henüz hayata yeni atılmak üzere olan, kendi kimliğinin ve kişiliğinin sınırlarını netleştirmekte zorlanan gençler, hayata tozpembe gözlükle bakabilir ve kendilerini bir başkasının büyüsüne kaptırabilirler.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Mutlu bir beraberlik ve cinsel yaşam için yaş farkı en fazla kaç olmalıdır?</strong></p>
<p>En fazla 5–10 yaş olmalıdır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaç yaş fark birbirinin isteklerini karşılayamaz?</strong></p>
<p>10 yaş fark olması çiftlerde sorun yaratabilir. Çünkü <strong>insanlar her 10 yılda bir yeni bir kuşak yaratırlar ve her kuşağın algıları ve beklentileri farklıdır. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilik-iliskisinde-yas-farkliliklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatınızın Aşk Formülü!</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/hayatinizin-ask-formulu/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/hayatinizin-ask-formulu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 10:08:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşk formülü]]></category>
		<category><![CDATA[aşk repertuarı]]></category>
		<category><![CDATA[aşkı bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[aşkı bulun]]></category>
		<category><![CDATA[aşkım]]></category>
		<category><![CDATA[aşkta ortam]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[kegel egzersizleri]]></category>
		<category><![CDATA[kegelle aşk]]></category>
		<category><![CDATA[konuşmak]]></category>
		<category><![CDATA[ortam yapmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=304</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel beraberliklerinizde ve partnerinizle iletişiminizde şimdiye kadar hiç tatmadığınız zevkleri tadabilmek, daha çok eğlenmek ve hiç yakınlaşmadığınız kadar yakınlaşmak için aşk oyunlarına başvurabilirsiniz. Toplumumuzda cinsellik doğuştan bilinmesi gereken bir yetenek gibi algılanıyor. Oysa cinsellik sonradan öğreniliyor. Kişi, haz almayı ve haz vermeyi deneme-yanılma yoluyla önce kendi bedenini daha sonra da karşı cinsin bedenini keşfederek öğreniyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fhayatinizin-ask-formulu%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p>Cinsel beraberliklerinizde ve partnerinizle iletişiminizde şimdiye kadar hiç tatmadığınız zevkleri tadabilmek, daha çok eğlenmek ve hiç yakınlaşmadığınız kadar yakınlaşmak için aşk oyunlarına başvurabilirsiniz.</p>
<p>Toplumumuzda cinsellik doğuştan bilinmesi gereken bir yetenek gibi algılanıyor. Oysa cinsellik sonradan öğreniliyor. Kişi, haz almayı ve haz vermeyi deneme-yanılma yoluyla önce kendi bedenini daha sonra da karşı cinsin bedenini keşfederek öğreniyor. Yani <strong>cinsellik öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir davranış, tıpkı araba kullanmayı öğrenmek gibi</strong>. <strong>Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, haz alıp haz verebilme, ruhu ve bedeni paylaşabilme bilim ve sanatıdır.</strong> Bu sanata daha iyi vakıf olabilmek, cinselliği tam olarak yaşayabilmek için kullanılabilecek bazı egzersizler var. Cinsel egzersizler cinsel işlev bozukluklarında kullanıldığı gibi, bu egzersizleri cinsel sorunu olmayan ancak cinsel hayatına farklılık getirmek isteyen çiftler de uygulayabilir. Biz cinsel egzersizler yerine aşk oyunları demeyi tercih ediyoruz.</p>
<p><strong>İlk dersimiz: KONUŞMAK</strong></p>
<p>Cinsellikten daha fazla haz almak için öncelikle konuşmak gereklidir. Çoğu çiftin cinselliği konuşmadıklarını görüyoruz. Çünkü erkekler cinsel güçle erkekliği özdeşleştirdikleri ve eşlerini tatmin etmeyi bir erkeklik meselesi olarak gördükleri için cinsel konularda eşleriyle konuşmuyorlar. Kadınlar ise ya fazla istekli görünmemek için ya da toplumda yaygın olan ‘yatakta her şeyi erkek yapmalıdır’ düşüncesi yüzünden isteklerini paylaşmıyor. İki taraf da konuşmayınca birbirlerinin istek, arzu, beklentilerinden de haberdar olamıyor. Oysa cinsellik kadın ve erkek arasında paylaşılan özel bir durumdur ve her iki taraf da duygu ve düşüncelerini ne kadar açık ve samimi bir biçimde dile getirirse o kadar güzel bir cinsel yaşantı olacaktır. Konuşmada önemli olan, verilecek mesajların yanlış anlaşılmamasına dikkat etmektir. Kişi “Hep kendini düşünüyorsun, benimle ilgilenmiyorsun, benim cinsel haz almam senin için önemli değil” demek yerine, “Ön sevişmeyi uzun tutarsak, yatakta birlikte daha fazla vakit geçirebiliriz, böylece seni daha çok hissedebilirim” diyebilir. Konuşurken düşüncelerinizi bu şekilde ifade ederseniz, partneriniz bunu yakınma olarak algılamayacaktır. Üstelik kendine eleştiri yapılmış gibi hissetmeyecek ve sizi rahatsız eden davranışlarını yeniden gözden geçirmeyi kabul edecektir.”</p>
<p><strong>Ortam hazır mı?</strong></p>
<p>Keyifli ve haz dolu bir cinsellik için ideal ortamı oluşturmak da çok önemli. Sevişmek için çiftin rahatsız edilmeyeceği, rahat olacağı, ısının, ışığın yeterli olduğu bir ortam gereklidir. Tabii ki ortam çiftin özel istek ve beğenilerine göre de düzenlenebilir. Tatlı konuşmalar, yumuşak yastıklar ya da dinlendirici bir müzik, çiftlerin cinsel enerjisini artıracak ideal bir ortamdır. Yemek yedikten sonra sevişmeyin. Sevişmeden önce soğuk içeceklerden, dondurmadan ya da buzdan kaçının. Çükü hazımsızlık veya soğuk yiyecekler cinsel enerjiyi azaltabilir. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Çünkü bu da cinsel enerjinizde dengesizliğe neden olabilir. Sevişmeden yarım saat önce tuvalet ihtiyaçlarınızı giderin. Dolu idrar torbasıyla cinsel ilişkiye girmek sıkıntı vericidir. Aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarda sevişmek elektromanyetik alanda dengesizliğe yol açabilir. Sevişmeden önce ve sonra çok çalışmayın. Kaslar gevşediğinden enerji toparlamak zorlaşabilir.</p>
<p><strong>Cinsellik bir bütündür</strong></p>
<p>Cinselliğin yüzde 90’ı okşamak, sevişmek, öpmek, dokunarak haz alıp vermekten geçiyor. Geri kalan yüzde 10 ise penisin vajina içindeki hareketleridir, aslına bakılırsa o da bir sürtünme ve dolaylı dokunma eylemidir. Dokunmak çift arasındaki yakınlığın ve rahatlığın gelişmesi açısından çok önemli. Cinsel mutluluğun sırrı çiftlerin birbirini çok iyi tanımalarında yatar. Partnerinin vücudunu iyi tanımak için dudaklar, yüz, göğüs bölgesi, eller, kalça, bacaklardan ayak parmaklarına kadar cinsel haz alarak ve cinsel haz vererek sevgiyle dokunmak şart. Böylece kişi partnerinin gizemini dokundukça keşfedecek, karşısına çıkacak yeni duygular hoşuna gidecek ve hem kadın hem erkek oldukça heyecanlı ve zevkli anlar yaşayacak. Biz çiftlere birbirlerine erotik masaj yapmalarını öneriyoruz. Cinsel organlara ve göğüslere dokunmadan, önce erkek kadına, sonra da kadın erkeğe bebek yağı ile yumuşak dokunuşlarla erotik masaj yapabilir. Burada önemli olan anın tadını çıkarmak, dokunan tarafın dokunurken parmak uçlarında hissettiklerine odaklanması, dokunulanın da partnerinin dokunuşlarına ve dokunulmaktan aldığı hazza odaklanmasıdır. Cinsellikte o ana odaklanmak, yapılan eylemden başka bir şeyi düşünmemek gereklidir. Böylece çift birbirine daha da yakınlaşır, samimiyet ve güven duygusu artar. Yeterli bir ön sevişme her iki tarafı da hazza götürecektir. Daha uzun, duyarlı ve keyifli bir cinsellik yaşamak, erkeklerde boşalmanın denetim altına alınması, kadınlarda ise daha kolay orgazma ulaşılması için son derece gerekli olan ön sevişme, cinsellikten alınan hazzın arttırılması ve cinsel uyumsuzlukların daha az görülmesi için de gereklidir.</p>
<p><strong>Kegel egzersizlerinden de faydalanılabilir</strong></p>
<p>Kegel egzersizleri hem kadın hem erkek için faydalı egzersizlerdir. Biz bu egzersizlere aşk kası egzersizleri adını veriyoruz. Kegel egzersizleri danışanlara tarif edilirken, her gün bir ya da iki kez aşk kaslarını kasması söylenir. Pek çok kadın aşk kaslarını bulmakta güçlük çekiyor. Egzersizler esnasında aşk kaslarının yerine karın ya da uyluk kaslarını çalıştırıyor. Danışanlar aşk kaslarından haberdar değilse, karın ve kalça kaslarının gevşek olmasına dikkat etmek kaydıyla, kendisine sık sık idrar yapmaya başlaması ve hemen ardından durdurması söyleniyor. İdrar akışını durdururken kasılan kaslar aşk kaslarıdır. Bu alıştırma danışanlara zor gelirse vajinanın içine işaret ve orta parmaklarını yerleştirip, parmaklarını sıkıştırmaya çalışması öneriliyor. Bu alıştırma esnasında çalışan kasları kegel egzersizleri esnasında çalıştırılacak kaslardır. Erkekler de yine makat kaslarını sıkıp gevşeterek kegel egzersizlerini yapabilirler. Kegel egzersizlerinde başarı, uygun teknik kullanmaya ve düzenli egzersiz programına uymayla doğru orantılıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/hayatinizin-ask-formulu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Kadınların 10 Hatası</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/iste-kadinlarin-10-hatasi/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/iste-kadinlarin-10-hatasi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 09:59:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[erkeğe özensiz davranmak]]></category>
		<category><![CDATA[erotik film izlemek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik hataları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide gizem]]></category>
		<category><![CDATA[ilişkide yalanlar]]></category>
		<category><![CDATA[kadın sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınları hataları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınların sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[karı koca sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm olamama]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[orgazm taklidi]]></category>
		<category><![CDATA[porno film izleme]]></category>
		<category><![CDATA[yataktaki hatalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=295</guid>
		<description><![CDATA[MÜKEMMEL İLİŞKİ BİR ÜTOPYA! TERAPİSTLERDEN İLİŞKİLERE DAİR TAVSİYELER İŞTE KADINLARIN 10 HATASI Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) evlilik ve ilişki terapistleri, insanlığın varoluşundan beri belki de en çok kafa yorduğu olgusunu, kadın-erkek ilişkilerini masaya yatırdı. İşte hatasıyla sevabıyla ilişkilerimizin kimyasına dair evlilik ve ilişki terapistlerden önemli tavsiyeler. MÜKEMMEL İLİŞKİ ÜTOPYA! İnsan doğası gereği hata yapar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fiste-kadinlarin-10-hatasi%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>MÜKEMMEL İLİŞKİ BİR ÜTOPYA!</strong></p>
<p><strong>TERAPİSTLERDEN İLİŞKİLERE DAİR TAVSİYELER</strong></p>
<p><strong>İŞTE KADINLARIN 10 HATASI</strong></p>
<p><strong>Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED) evlilik ve ilişki terapistleri, insanlığın varoluşundan beri belki de en çok kafa yorduğu olgusunu, kadın-erkek ilişkilerini masaya yatırdı. İşte hatasıyla sevabıyla ilişkilerimizin kimyasına dair evlilik ve ilişki terapistlerden önemli tavsiyeler.</strong></p>
<p><strong>MÜKEMMEL İLİŞKİ ÜTOPYA!</strong></p>
<p>İnsan doğası gereği hata yapar ve mükemmel bir yaratık değildir. Diğer yandan kadın ve erkek de iki ayrı dünyaya sahiptir. İşte tüm bu tehlikeli karışım ortaya ilişkilerdeki hataları meydana getiriyor. <strong>CİSED evlilik ve ilişki terapistleri</strong>ne göre, yapılan ilk hata, çatışmasız, kavgasız mükemmel bir ilişki yaşama arzusudur. Oysa çatışmasız mükemmel ilişki diye bir şey yoktur. Sadece huzurlu, dengeli ve her iki tarafın da tatmin olduğu bir ilişki vardır. Her iki tarafın da bunu kabullenip ilişkisine bu perspektifle yaklaşması gerekli. İlişkiler söz konusu olan kadın ve erkekse elbette problemsiz olmaz. Çatışmalı bir ilişkide çözüm arap saçına dönmüşse iletişim, karşılıklı yaklaşım ve tutumlar göz önüne alınmalı. <strong>CİSED evlilik ve ilişki terapistleri</strong>ne göre, çift ilişkilerinin dinamiği 3 unsur ile belirleniyor. Bunlar, Etkileşimsel Sistem, Nesillerarası Sistem ve Bireysel Sistem’dir.</p>
<p><strong>Etkileşimsel sistem</strong>, çiftin birbirleriyle olan iletişimi ile ilişkilerinin kuruluşundaki dinamikleri kapsıyor. Yani çift çatışmaları çözmek yerine büyütmeyi seçtiğinde sorunlar artıyor. <strong>Bireysel sistem</strong> denildiğinde özellikle bireylerin 0-7 yaş döneminde ve ergenlikte yaşadıkları birtakım yanlışlıklardan bahsediliyor. Yani çocukluk yaraları şu anki ilişkilerde sorun yaratabiliyor. İlişki dinamiklerine yönelik belirleyici olan diğer bir unsur da <strong>Nesillerarası sistem.</strong>Yani kişilerin anne-babalarının birbirleriyle ve diğer aile üyeleri ile yaşadıkları ilişkiler bu başlık altında ele alınıyor. Çiftin geçmişten gelen aile sırlarının aynen bugünkü ilişkilerine de yansıdığına dikkat çeken evlilik ve ilişki terapistleri, tüm bu faktörlerin bir araya gelmesiyle dinamiklerin belirlendiğini vurguluyorlar. İşte bu dinamikler de tarafların bir ilişkiyi sağlıklı götürüp götüremeyeceklerini belirliyor. Bir insanın mükemmel bir ilişki arayışını, cennet arayışına benzeten <strong>CİSED evlilik terapistleri</strong>, tüm bu gerçekleri göz önüne alarak çiftlere şunları tavsiye ediyorlar:</p>
<p>“Çatışmalarınızda <strong>birbirinizi adam etmeye çalışmaktan vazgeçin</strong>. Her olayda kendi hatalarınıza odaklanıp, önce kendinizi değiştirmeye çalışın, bunu yaparken de koşulsuz olun. “<strong>Ben bunu yapıyorum, ben kendimi değiştiriyorum sen de bunu yap, sen de değiştir kendini</strong>” şeklindeki ifadeyi aklınızdan silin. Konuşmak ve iletişim kurmak zorundasınız. Haklı olmak veya üste çıkmak genellikle size hiçbir şey kazandırmaz. Bunun yerine suçlamadan dinleyin, mutlu olmayı, anlamayı, karşı tarafın söylediklerini sanki <strong>Cumhurbaşkanı</strong> veya <strong>Başbakan</strong>konuşuyormuşçasına ciddiyetle dinleyin. Anlaşılmak güveni, güven de yakınlığı getirir. Bunun tam tersi ise öfke ve yıkıma neden olur. <strong>Suçlamak, haklı olmak ve üste çıkmak hiçbir şeyi çözmeyecektir</strong>.”</p>
<p><strong>CİSED terapistleri,</strong>ilişkilerde kadınların ve erkeklerin kendi doğalarına göre birtakım hataları olduğuna dikkat çekiyor. İşte evlilik ve ilişki terapistlerin gözüyle <strong>kadınların 10 hatası</strong>:</p>
<p><strong>KADINLARIN 10 HATASI</strong></p>
<p><strong>1- Kutsal anneyi oynamak:</strong></p>
<p>Annelik tartışmasız kutsal bir olgudur. Bugün hangi topluma bakarsanız bakın annelik kimliğin getirdiği <strong>aseksüelite</strong>vardır. Ancak bu kimliğinizi yatak odasının kapısına asmanız gerek. Çünkü eşiniz için siz onun evlenmeden önce aşık olduğu ve arzu duyduğu kadınsınızdır. Bu bakış açısı evliliğinizin en sağlam temelidir. Sizin annelik kimliği ile sevgili kimliğini birbirine karıştırmanız da bu temele balyozla vurmak gibi olacaktır. Bu nedenle <strong>evlilik hayatında önce kadın, sonra anne olmalısınız</strong>. Kadınlığınız anneliğin içinde yok olmamalıdır.</p>
<p><strong>2- Orgazm taklidi yapmak:</strong></p>
<p>Her şeyden önce bilmeniz gerekir ki, her <strong>cinsel ilişkinin sonunda orgazm olmak zorunda değilsiniz</strong>. Bu hurafeyi bir kenara bırakın. Üstüne üstlük <strong>orgazm taklidi yapmak erkeklerin tamamı tarafından reddedilen ve istenmeyen bir tutumdur</strong>. Kadınlar böyle yaparak erkeğin kendisine olan saygısını kaybetmesini engelleyerek ona iyilik yaptığını düşünür. Belki eşiniz o anda fark etmeyebilir ama daha sonra öğrenmesi ile <strong>kısır bir döngü içine girer</strong>. Sürekli sizin orgazm taklidi yapıp yapmadığınızdan şüphelenecektir. Bu durum da onda performans anksiyetesine dönüşür. <strong>Taklit yapmak yerine dürüst olun</strong>. Samimiyet ilişkilerde her zaman yerini bulacak bir tavırdır. Cinsellik salt orgazmlardan meydana gelen ve mutlaka orgazmla sonuçlanması gereken bir süreç değildir. Cinselliğinizin sonunda cebinizde kalması gerekenler, paylaşımların ve yaşanan haz anlarının bolluğudur. Başta göze alamadığınız küçük hayal kırıklıkları, daha sonra çok derin hayal kırıklıklarına yol açabilir ve hem sizi hem de ilişkinizi geri dönülmez bir noktaya taşıyabilir.</p>
<p><strong>3-İlişkideki gizemi kaybetmek:</strong></p>
<p>Bir kadının yaptığı en büyük hatalardan biri <strong>kocasına ya da erkek arkadaşına en yakın kız arkadaşıymış, ‘kankasıymış’ gibi muamele yapmasıdır</strong>. Birçok kadın ilişki süresi uzayınca erkekle her şeyini paylaşmaya başlar. Oysa <strong>kadının da erkeğinden ayrı birer dünyası vardır</strong>. Kız arkadaşlarınızla konuştuğunuz kadınsı birtakım konuları eşinizle paylaşmamanızda fayda var. Çünkü zaten <strong>sizi anlamayacaktır</strong>. Kadının da erkeğin de kendine has bir gizemi olmalıdır. Bu da her iki tarafın birbirinde aradığı bir özelliktir. Bu durumun deformasyonu da karşılıklı cinsel beklentilerin azalmasıyla ilişkinizi istemediğiniz bir noktaya sürükleyebilir. Partnerinizin size olan arzusunun devam etmesini istiyorsanız onunla <strong>kadınlığa has mahremiyetinizi paylaşmayın</strong>.</p>
<p><strong>4-Eşin erotik filme veya porno izleme isteğini aşağılamak:</strong></p>
<p>Siz bu durumu istediğiniz kadar reddedin ama günümüzde birçok erkek ergenliğinde veya hayatının bir yerinde mutlaka erotik film veya porno izlemiştir. Öncelikle <strong>bunu kabullenmeniz gerekir</strong>. Diğer yandan erotik filmler cinsel terapistler tarafından cinsel sorunları olan çiftlere tavsiye olarak sunulmaktadır. Eşinizi yargılamak ve aşağılamak yerine onun neden böyle bir seçimde bulunduğunu anlamak daha doğru. Bunu konuşulabilir bir konu olarak görmek ve gerektiğinde eşinizin erotik film izleme teklifine <strong>önyargısız</strong> yaklaşmak yatak odanıza renk getirebilir.</p>
<p><strong>5-İlişki sırasında sessiz kalmak:</strong></p>
<p>Erkek doğasında cinsel olarak uyarılmak için duymaya ve görmeye ihtiyaç vardır. Bunu ondan esirgemeniz de en az onun kadar sizin de cinsel uyumunuza etki edebilir. Hissettiğinizi daha çok hissedebilmek için duygularınızı dile dökmek, gerektiğinde inlemek, çığlık atmak gibi bedensel duyumlarla dışa vurmak <strong>mutlu bir yatağın altın sırrıdır</strong>.</p>
<p><strong>6- Kendi bedeninde kusur bulmak:</strong></p>
<p><strong>O sizi olduğunuz gibi beğendi ve sevdi</strong>. Sizin de kendinizi sevmeniz ve beğenmeniz hayatınızı kurtaracak kadar önemlidir. Unutmayın kendini sevmeyeni bir başkası gerçekten sevemez. Kendine değer vermeyene kimse gerçekten değer vermez, veremez. Kısa ya da uzunsunuz, şişman ya da çok zayıf fark etmez. O sizinle olduğunuz gibi birlikte olmak istiyor. Kendinizi sevmeniz ve bedeninizle barışık olmanız, cinsel hayattan zevk almanızın ilk ve en önemli koşuldur. Eşinizle gerektiğinde aydınlıkta, açık ışıkta birlikte olun, evde iç çamaşırlarınızla dolaşın. İlk önce kendi bedeninizle flört edin.</p>
<p><strong>7- Başka kadınları aşağılamak ve hakaret etmek:</strong></p>
<p>Başka insanları bedensel veya kişiliksel özellikleriyle aşağılamak <strong>kimse tarafından hoş karşılanmaz</strong>. Kimse kimseye benzemediği gibi farklı farklı özellikleri veya kusurları olabilir. Ancak kendini mükemmel kabul edip herkesi küçük görmek, sürekli eleştirmek ve açıklarını dile getirmek partneriniz için <strong>rahatsız edici bir hal alabilir</strong>. Kadınlar eleştirmek söz konusu olunca erkeklere göre hemcinslerine karşı acımasızdırlar. Bu tutum da erkeklerin hoşuna gitmez. Annesinin, kız kardeşinin veya kadın bir iş arkadaşının durup dururken eleştirilmesi bir süre sonra erkeğin bu <strong>eleştirileri içselleştirmesine</strong> yol açabilir. Bir gün o eleştiriler birikip size dönebilir. Bunu aklınızdan çıkarmayın. Her şeye rağmen insanlarla ve kendinizle barışık bir karakter çizerek kendinize olan güveninizi ortaya koyun. Bu size yönelik, akıllarda daha olumlu bir portre çizecektir.</p>
<p><strong>8- Seksi amaçlar için kullanmak:</strong></p>
<p>Cinselliği bir armağan gibi ruhun ve bedenin paylaşılması dışında bir amaç için kullanmak <strong>ilişkinizin kalitesini bozacaktır</strong>. Bu durum kadınlarda çok eskilere dayanan bir taktiktir. Ancak taş yerinde ağırdır. Cinsellikle günlük hayatın birtakım kazanımlarını birbirinden ayrı tutmanızda yarar var. Yatakta elde edebileceğiniz en büyük kazanç partnerinizle paylaştığınız hazlar ve güzel anlardır. Olguya bu şekilde yaklaşmalısınız. Aklınızdan çıkarmayın ki<strong>cinsellikle daha fazla sevgiyi veya gelecek garantisini elde edemezsiniz.</strong></p>
<p><strong>9-Erkeğe özensiz davranmak:</strong></p>
<p>Her erkek ve elbette her insan beğenilmek, adam yerine konulmak, önemsenmek ister. Kendine saygı duyulmasını bekler. Partnerinin sadece davranışlarına değil kendine bakmasını, özen göstermesini de ister. Akşam partnerinin güzel kıyafetlerle kendini karşılamasını, güzel kokmasını, küçük sürprizler hazırlamasını hayal eder. Kadının bu şekilde erkeğe özenli davranması <strong>kendine ve ilişkisine verdiği değerin bir göstergesidir</strong>.</p>
<p><strong>10-Sadece penise odaklanmak:</strong></p>
<p>Erkeklerin cinsel hazzı sadece penisten aldığı <strong>doğru bir bilgi değildir</strong>. Kadın erkek fark etmeksizin insan bedeni tamamen sinir ağları ile örülmüştür. Bir erkeğin cinsel hazzı peniste yoğunlaşmış olabilir ancak tıpkı kadın gibi göğüs uçları da hassastır. Önemli olan <strong>kadının partnerinin bedenini keşfetmesidir</strong>. Bu nedenle partnerinizle çıktığınız bedensel yolculuğun önemli yol ve kavşaklarını keşfedin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/iste-kadinlarin-10-hatasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte ve Ailede İletişim Sorunları Çözüyor&#8230;</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-ve-ailede-iletisim-sorunlari-cozuyor/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-ve-ailede-iletisim-sorunlari-cozuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 13:42:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[aile yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[ailede iletişim sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[cised]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarla iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[evliliğinizde sorun kalmasın]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik ve aile]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte iletişim sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim ve çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlarınızı çözün]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlu aile]]></category>
		<category><![CDATA[sorunlu evlilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=286</guid>
		<description><![CDATA[Aile içi iletişimin güçlü olduğu ortamlarda sorunlar kendiliğinden çözülebiliyor. Son zamanlarda aile içi sorunlarla ilgili başvuruların artması üzerine Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), “Aile İçi İletişim” konulu yeni bir basın açıklaması yaptı. Toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen CİSED&#8217;in basın açıklamasından işte çok çarpıcı başlıklar: Sağlıksız ve mutsuz aileler sağlıksız ve mutsuz çocuklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fevlilikte-ve-ailede-iletisim-sorunlari-cozuyor%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Aile içi iletişimin güçlü olduğu ortamlarda sorunlar kendiliğinden çözülebiliyor. Son zamanlarda aile içi sorunlarla ilgili başvuruların artması üzerine Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), “Aile İçi İletişim” konulu yeni bir basın açıklaması yaptı. Toplumsal çalışmaları ve basın açıklamalarıyla ülkemizde gündem yaratabilen CİSED&#8217;in basın açıklamasından işte çok çarpıcı başlıklar:<span id="more-286"></span></strong></p>
<p><strong>Sağlıksız ve mutsuz aileler sağlıksız ve mutsuz çocuklar yetiştirecektir</strong></p>
<p>Aile içinde kullanılan etkili iletişimin aile bağlarını güçlendirdiğini ve ailenin daha sağlıklı süreçlerle devamını sağladığını ifade eden <strong>CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe</strong>; “Aileyi oluşturan ana-baba ve çocuklardır. Aile içerisinde bireylerin her birinin <strong>gereksinimleri </strong>vardır. Bu gereksinimler <strong>güven, sevgi, saygı</strong> ile birlikte <strong>anlaşılma duyguları</strong>dır. Aile içi iletişim, aile içerisinde var olan gereksinimler doğrultusunda bireylerin birbirleri ile yaptığı sözel ya da sözel olmayan her türlü mesajlardır. Etkili bir iletişim, aile üyelerinin karşılıklı olarak birbirlerinin düşüncelerini ve duygularını anlamalarını sağlar, işbirliği, yardımlaşma ve paylaşma davranışlarına yol acar, çocukların gelişmesi için uygun bir ortam oluşmasına neden olur. Bunlar bir ailenin temel amaçlarındandır. İyi bir iletişimin gerçekleştiği aile ortamında çocuklar daha özerk ve bağımsız bir kişilik geliştirirler, düşünme ve duygularını açıklama özgürlüğü ve alışkanlığını kazanırlar. Etkili bir iletişimin oluşturulamadığı, iletişim engellerinin yer aldığı bir ortamda çocukların sağlıklı gelişimleri mümkün değildir. Bu durumda çocuklar, özgürce düşünemeyen, düşünce ve duygularını açıkça dile getiremeyen <strong>bağımlı</strong> birer birey olurlar, ileride çeşitli sorunlarla karşılaşırlar. Bu nedenle aile bireyleri arasında, özellikle anne-baba ile çocuklar arasında etkili bir iletişimin kurulması çok önemlidir. Aile içi iletişimin sağlıklı olması, aile bireylerini bir arada tutar ve karşılaşılan en zor sorunlara bile çözüm bulabilmelerini sağlar. <strong>Aile içi iletişim sağlıklı ve güçlü olduğunda sorunlar kendiliğinden çözümlenebilir. </strong>Ancak açık ve dürüst bir iletişimi sağlayamayan ailelerde kısa vadede problem çözümlerinde başarısızlık, zayıf duygusal bağ ve samimiyet eksikliği oluşurken; uzun vadede aile üyelerinin ayrı yaşaması, ebeveynlerin boşanması, çocuklarda artan uyum ve davranış problemleri ortaya çıkabilir. Ayrıca aileyi oluşturan en önemli unsur aradaki kan bağının yanında bir aile bağının oluşmasıdır, çünkü aileyi bir arada tutan bu bağdır. <strong>Aile bağı</strong>, etkin iletişimle güçlenmekte ve sağlıksız iletişimle zayıflamaktadır. Etkin iletişimi olan aileler, birbirlerine daha bağlı olurlar ve birbirlerinin gereksinimlerinin fark ederler ve birbirlerinin gereksinimlerini karşılamaya yönelik eylemler yaparlar. Etkin iletişim kuramayan ailelerde bireyler düşünce ve duygularını paylaşamazlar, birbirlerine kendilerini doğru ifade edemezler, birlikte aile bağını oluşturamazlar ve küslükler ortaya çıkar. Son yıllarda bu yapıdaki aileleri çokça görmeye başladık. Hızla ilerleyen teknoloji ve hızla değişen dünyayla birlikte aile sistemi de değişikliğe uğradı. Artık aile bireyleri teknolojinin ilerlemesi ve yaşam koşullarının zorlaşmasıyla bir evin içerisinde çoğu zaman birbirilerine yabancı bir şekilde yaşamaya başladılar; konuşmalar tamamıyla yüzeyselleşti, sohbetler “ne yedin, ne yaptın?” gibi soruların ötesine gidemez oldu, toplumsal roller ve sorumluluklar unutuldu. Bir evin içerisinde kan bağı ile birbirine bağlı ancak ortak amaçları olmayan ve birbirinden uzaklaşmış bireylerin sayısının artması, önce o bireylerin kendilerine, sonra ailelerine ve en sonunda da toplumsal yabancılaşmaya neden oldu. Toplumu yaşayan büyük bir organizma olarak görürsek, bu organizmayı oluşturan her aileler de hücrelerdir, hücrelerden birinde oluşacak hastalık farkında olmadan diğer hücrelere de yayılabilir ve tüm organizma hasar görebilir. Çünkü <strong>aile bir sistemdir</strong>, bu sistemdeki her birey bir başka sistemle iletişim halindedir. Hasta ailede büyüyen ve gereksinimleri karşılanmayan çocuklar, diğer sistemlerle iletişim haline girdiklerinde, kendilerinde var olan eksiklikleri arayabilirler, daima tetikte durabilirler ve güven duygusu arayışına girebilirler. Yani hastalıklı aile içerisinde büyüyen çocuklar iletişimde bulundukları diğer sistemlere de bu hastalıklarını bulaştırırlar. Çünkü bu çocuklar büyürler, ileride kendi ailelerini kurarlar ve ilk model aldıkları aile yapısını isteseler de istemeseler de kendi ailelerine yansıtırlar. <strong>Sağlıksız ve mutsuz aileler sağlıksız ve mutsuz çocuklar yetiştirir</strong>. Ancak <strong>toplumun temeli ailedir, mutlu ailelerin temeli ise etkin ve sağlıklı aile içi iletişimdir</strong>.Yani<strong> aile içi iletişim, sağlıklı ve mutlu aileler için temeldir</strong>.” dedi.</p>
<p><strong>Ruhun gizemi bedenin hareketleriyle açığa çıkar</strong></p>
<p>Etkili iletişimin temelinde bireyin kendisini tanımasının, kendi değerlerinin ve tutumlarının farkında olmasının ve kendine güven duymasının yattığını belirten <strong>CİSED Genel Sekreteri ve</strong> <strong>CİSED Medya ve Halkla İlişkiler Koordinatörü Psikolog Serap Güngör</strong>; “İyi bir iletişimci jestler, mimikler, beden duruşu gibi ipuçlarını anında görür ve onları gerçekçi olarak değerlendirir. Etkili iletişim için <strong>etkin dinleme, tepki verme, olumlu yaklaşım ve ben dili kavramları </strong>önem taşımaktadır. Ayrıca iletişim sadece konuşmak değildir. İletişim aynı zamanda; <strong>neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğini bilmek, akıcı bir dille ve karşıdaki kişiyle göz kontağı kurarak konuşabilmek, dikkati yoğunlaştırabilmek ve karşıdaki kişinin verilen mesajı anlayıp anlamadığını kontrol edebilmek</strong>tir. Ayrıca dil ile bedenin uyumlu olmasının yanında karşıdaki kişinin ihtiyaç ve gereksinimlerinin farkında olmak, akıl okumamak, konuşmak kadar dinlemeyi de bilmek çok önemlidir. Aile üyeleri uzun zaman değil, <strong>kaliteli zaman geçirmelidir, </strong>her bireyin sevgi, güven ve saygı çerçevesinde kendine ait alanları olduğu unutulmamalıdır. <strong>Michelangelo</strong>’nun dediği gibi, <strong>ruhun gizemi bedenin hareketleriyle açığa çıkar</strong>. Mesafe ve alan kullanımı, dokunuşlar ve sesin kullanılışı ruhun gizemini açığa çıkaran bedensel hareketlerdir ve kişinin beden dilini iyi kullanması demektir. Tüm bu noktalar öğrenildiği takdirde, aile içinde sağlıklı ve etkin iletişim yolları açık olacaktır. Etkin iletişimi kullanan ailelerin çocukları da, sadece kendi aile bireylerine değil toplumun her ferdine saygı ile yaklaşabilecek, her ferde değer verebilecektir. Ve bunun doğrultusunda önce aile değerleri sonra toplumsal değerler korunabilecektir. Bu nedenle, duygu, düşünce ve gereksinimlerin sağlıklı süreçlerle karşılanmasının yanında; sağlıklı bireyler, sağlıklı aileler, sağlıklı toplum için etkin iletişim dilinin öğrenilmesi de çok önemlidir.” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-ve-ailede-iletisim-sorunlari-cozuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlilikte Mutlu Olmak için 10 Temel Sır</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-mutlu-olmak-icin-10-temel-sir/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-mutlu-olmak-icin-10-temel-sir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 13:29:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilik ve Aile]]></category>
		<category><![CDATA[aile danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[çaresiz evlilikler]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik sırları]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik tipleri]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu aile]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu aile yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu evlilik srları]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmanın sırları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=282</guid>
		<description><![CDATA[Evliliğinizde veya ilişkinizde sorunlar mı var? Sorunsuz ilişki olmaz ama kronikleşirse korkulan son kaçınılmaz olabilir. Oysa uzmanların tavsiye ettiği birkaç basit ve etkili kurala uymak sizi mutluluğa kavuşturabilir. Mutlu ve sorunsuz bir evlilik, bu kuruma adımını atmış çiftler için en önemli tercihtir. Ancak ister evlilik olsun ister beraberlik, başarılı bir ilişki göründüğü kadar kolay değildir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fevlilikte-mutlu-olmak-icin-10-temel-sir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Evliliğinizde veya ilişkinizde sorunlar mı var? Sorunsuz ilişki olmaz ama kronikleşirse korkulan son kaçınılmaz olabilir. Oysa uzmanların tavsiye ettiği birkaç basit ve etkili kurala uymak<br />
sizi mutluluğa kavuşturabilir.</strong></p>
<p><span id="more-282"></span></p>
<p>Mutlu ve sorunsuz bir evlilik, bu kuruma adımını atmış çiftler için en önemli tercihtir. Ancak ister evlilik olsun ister beraberlik, başarılı bir ilişki göründüğü kadar kolay değildir. Karmaşık bir yapıya ve hassas dengelere dayalı olan kadın-erkek ilişkisinin başarısıysa, uzmanların tavsiye ettiği bir takım <strong>basit ama önemli kurallara uymakla mümkün</strong>.</p>
<p><strong>İnsan doğuştan yarım ve yalnızdır. </strong>Evlilik aslında kişinin kayıp olan yarısını bulma arayışıdır. Evlilik <strong>tamamlanmak, bütünleşmek ve bütünlenmek</strong> demektir. Evlilik kurumunu kişilerin kendini güvende hissetmek amacıyla oluşturduğu bir olgudur. <strong>Bu kurumun amacı bütünleşme arzusudur</strong>. Çünkü insanoğlu annesi ile bir bütün olarak ana rahminde gelişir. Bu <strong>bütünlük duygusu anneyle bir olma isteğidir</strong>. Anne rahminde kişi kendini güvende ve cenneteymiş gibi hisseder. Fakat annenin rahminden çıktığında insan o duyguya yeniden kavuşmak ister. İşte sağlıklı ve mutlu bir evlilik, bu bütünlük duygusunu verdiği için kişiye <strong>güveni hissettirir</strong>. Ama güven yoksa bu takdirde hırçın ve çaresiz hissettirir. Bu yüzden <strong>evlilikler çoğu zaman insanı ya hırçın ve çaresiz ya da huzurlu ve mutlu kılar</strong>.</p>
<p><strong>Peki evlilik nasıl çatışmaya dönüşüyor?</strong></p>
<p>Bir insanı iki olgu rahatsız eder. Biri kendi <strong>iç ses</strong>idir. Diğeriyse <strong>başkalarının onun hakkında söyledikleri</strong>dir. Bunu evliliklere de uyarlayabiliriz. Evliliklerde de kişiler eşleri hakkında iç seslerine ve eşlerinin kendilerine sarf ettiği sözlere ve yaptıklarına <strong>kafalarını çok takarlar</strong>. Bununla birlikte hem kendilerini hem de eşlerini <strong>suçlamaya başlarlar</strong>. Bir insanı mutlu eden de iki olgu vardır: <strong>Anlatmak ve anlaşılabilmek</strong>… Eğer evlilikte çatışma başlamışsa karı-koca ne dertlerini birbirlerine anlatabilirler ne de anlaşıldıklarını düşünebilirler. Bu nedenle kendilerini güvende hissetmezler. Demek ki iç seslere kulak vermek ya da düşüncelerinizi içinize hapsetmek yerine <strong>anlatabilmek</strong> ve de <strong>doğru bir şekilde anlaşılabilmek çok önemli</strong>.</p>
<p>Evliliğin yolunda gitmemesinin en önemli nedenleri; <strong>birbirini suçlayıcı tavır alma, küçümseme, saygısızlık, sürekli kendini savunma, iletişimsizlik ve saldırganlık</strong>tır.</p>
<p><strong>Peki mutlu bir evliliğin kuralları nedir?</strong></p>
<p><strong>1- Bankada bir hesap açtığınızı düşünün</strong>. Bu hesaba ne kadar mutlu an yatırırsanız ilişkiniz de o kadar mutlu ve uzun ömürlü olur. Amacınız hesabınızı mutlulukla doldurmak olmalı.</p>
<p><strong>2- Birbirinize olan ilgisizliğinizin nedenini bulun</strong>. Kıskançlıklar, hep bir arada olma, ilginin çocuklara kayması, maddi sorunlar, evlilik sorumluluklarının ağır gelmesi ve gerçekçi olmayan beklentiler çiftin birbirlerine olan ilgisini azaltabilir.</p>
<p><strong>3- Aklınızda bir anahtarlık hayal edin</strong>. <strong>Anahtarlığınıza koşulsuz sevme, anlayış, hoşgörü, arkadaş olabilme, samimiyet, şefkat, emek, sabır ve fedakarlık</strong> anahtarlarını takın. Anahtarlığa takılan tüm bu olgular mutlu evliliğin kapılarının altın anahtarlığını barındırır.</p>
<p><strong>4- Sevgiliyken yaptıklarınızı tekrarlayın</strong>. Çiftler her nedense evlenince, toplumun onlara yüklediği roller doğrultusunda evlilik sürecine sevgililiği birbirlerine yakıştıramazlar. Böylece kısa süre önce sevgiliyken yaşadıkları güzel paylaşımları evliliklerine taşıyamazlar. Hatta flörtü evliliğin doğal süreci olarak görmeme eğilimi hâkim olur. Oysaki <strong>insanları değiştiren evlilik değil evliliğe bakış şekilleri</strong>dir. Evlilikle birlikte sevgiliyken yaptıkları davranımlardan uzak duran çiftler zaman içerisinde hayatın onlara sunduğu monotonluğu yaşar ve sevgilerini, paylaşımlarını sorgulamaya başlarlar. Halbuki sevgiliyken yapılan küçük paylaşımların devam etmesi ilişkiyi ateşler. Kişilerin kendilerini daha iyi hissetmesi ve tutkularının devam ettiğini görmek kişileri birbirine bağlar. Eski tutku ve sevgilerinin devam ettiğini görmek ayrıca yeni paylaşımların artmasına da neden olur.</p>
<p><strong>5- Eşinizin bir konu hakkındaki fikirlerine ya da hayallerine değer verin</strong>. Katılmasanız dahi onun ortaya koyduğu fikirlere saygı duyun ve sonuna kadar dinleyin.</p>
<p><strong>6- Evliliğinizi monotonluktan kurtarmak için yenilikler yapın</strong>. Kaliteli zaman geçirmek için olanaklar yaratın. Ona beklenmedik<strong>küçük sürprizler</strong> yapın. Özel bir gün olmasa dahi ona küçük bir hediye alın. Birlikte vakit geçirmek için fırsat kollayın. Ortak zevklerinize uygun paylaşımlar yaratın.</p>
<p><strong>7- İlgi çekmek için ilişkinize gizem katın</strong>.</p>
<p><strong>8- Narsisistik gereksinimlerinizi karşılayın</strong>. Kendinizi sevin ve beğenin.</p>
<p><strong>9- Eşinizi fark edin</strong>. Onun saçını boyadığını, zayıfladığını, sizin için yaptığı küçücük de olsa özel bir şeyi görün ve takdir edin.</p>
<p><strong>10- Öfkelendiğinizde asla şiddete başvurmayın</strong>. Mola verin, ortamı terk edin, duş alın ve uyuyun. Müzik dinleyin. Kavganızın dozajının yükseldiği anda nefes alıp vererek gevşeyin. Çatışmalarınızı yıkıcı değil yapıcı olarak ele alın. Kişisel eleştiri değil davranışsal eleştiri yapın. Kendinizi onun yerine koyun ve empati yapın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/evlilikte-mutlu-olmak-icin-10-temel-sir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sağlıklı cinsellik çiftlerin arasındaki bağı pekiştirir</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/saglikli-cinsellik-ciftlerin-arasindaki-bagi-pekistirir/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/saglikli-cinsellik-ciftlerin-arasindaki-bagi-pekistirir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 11:57:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi Soru Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[aile cinsel eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin önemli]]></category>
		<category><![CDATA[bluğ çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitli toplumlarda evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarınızla iletişim kurun]]></category>
		<category><![CDATA[dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde cinsel eğilimler]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde nasıl davranmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlarda aile ve evlilik kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[verme-alma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=251</guid>
		<description><![CDATA[Yakında evleneceğim ama cinsellikle ilgili endişelerim var. Zorlamayla cinsellik olabilir mi? Sağlıklı ve mutlu bir cinsel birliktelik için neler gerekir? A.A./İstanbul Cinsellik; çiftlerin birbirlerini tanımalarıyla ilgili bir kavramdır. İnsanlar, kendileri hakkında olumlu düşüncelere sahip olurlarsa, eşlerine daha sevecen ve saygılı davranabilirler. SABIR GEREKTİRİR Cinsellikte ve eş ilişkilerinde önemli olan; karşılıklı güven, dürüstlük, açıklık ve koşulsuz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fsaglikli-cinsellik-ciftlerin-arasindaki-bagi-pekistirir%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Yakında evleneceğim ama cinsellikle ilgili endişelerim var. Zorlamayla cinsellik olabilir mi? Sağlıklı ve mutlu bir cinsel birliktelik için neler gerekir? A.A./İstanbul</strong></p>
<p>Cinsellik; çiftlerin birbirlerini tanımalarıyla ilgili bir kavramdır. İnsanlar, kendileri hakkında olumlu düşüncelere sahip olurlarsa, eşlerine daha sevecen ve saygılı davranabilirler.</p>
<p><strong>SABIR GEREKTİRİR</strong><br />
Cinsellikte ve eş ilişkilerinde önemli olan; karşılıklı güven, dürüstlük, açıklık ve koşulsuz sevgiyle kişilerin birbirlerine karşı iradeli ve sorumlu davranmalarıdır. Eşler, birbirlerinin maneviyatına ve mahremiyetine saygılı olmalarıdır. İşte bu sebepten dolayıdır ki; cinsellik asla zorlayıcı ve baskıcı bir hal almamalıdır. Sağlıklı ve mutlu bir cinsel birliktelik asla gelişigüzel bir şekilde ortaya çıkmaz, emek ve sabır gerektirir. Cinsellik; rahatlamış ve gevşemiş bir halde, sevişmenin ve dokunmanın verdiği hazza odaklanarak, ruhu ve bedeni paylaşabilmektir. Sağlıklı bir şekilde yaşanan cinsellik, ruhsal ve bedensel bir rahatlama sağlayarak, insanların dünyayla aralarındaki manevi bağı pekiştirir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/saglikli-cinsellik-ciftlerin-arasindaki-bagi-pekistirir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İstek azlığında iletişim şart</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/istek-azliginda-iletisim-sart/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/istek-azliginda-iletisim-sart/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 11:54:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi Soru Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[aile cinsel eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin önemli]]></category>
		<category><![CDATA[bluğ çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitli toplumlarda evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarınızla iletişim kurun]]></category>
		<category><![CDATA[dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde cinsel eğilimler]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde nasıl davranmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlarda aile ve evlilik kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[verme-alma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=247</guid>
		<description><![CDATA[25 yaşındayım, eşim 23 yaşında. İki yıllık evliyiz ve birbirimizi çok seviyoruz. Ancak eşimin cinsel arzuları çok düşük, bunu artırmak için ne yapmalıyız? B.C./Hatay Kadınlar arasında en sık görülen cinsel sorunların başından gelen cinsel istek azlığı; partner ile ilgili olumsuz düşünce ve hisler, katı dini ve ahlaki inançlar, yaş, cinsellikle ilgili bilgi yetersizliği ve tecrübesizlik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fistek-azliginda-iletisim-sart%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>25 yaşındayım, eşim 23 yaşında. İki yıllık evliyiz ve birbirimizi çok seviyoruz. Ancak eşimin cinsel arzuları çok düşük, bunu artırmak için ne yapmalıyız? B.C./Hatay</strong></p>
<p>Kadınlar arasında en sık görülen cinsel sorunların başından gelen cinsel istek azlığı; partner ile ilgili olumsuz düşünce ve hisler, katı dini ve ahlaki inançlar, yaş, cinsellikle ilgili bilgi yetersizliği ve tecrübesizlik gibi nedenlere bağlı gelişir. Stres ve depresyon da kadında cinsel isteksizlik yaratabilir. Bu nedenle öncelikle eşinize cinsel check-up yaptırmanızı öneririm. Eşinizle açık bir iletişim kurmanız, cinsel yaşamdan beklentilerinizi paylaşmanız, ona sıcak ve sevgi dolu yaklaşmanız da son derece önemli.</p>
<p><strong>BİRLİKTE BİLGİLENİN</strong><br />
Onun haz alacağı cinsel etkinliklere ağırlık vererek, cinsel hayatınızı renklendirmeniz fayda sağlayacaktır. Ayrıca, birlikte cinsel bilgi düzeyinizi artırıcı doğru bilgi veren yayınlar okumanız da sorununuzu çözmenize yardımcı olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/istek-azliginda-iletisim-sart/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Spiral ağrıya neden olmaz</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/spiral-agriya-neden-olmaz/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/spiral-agriya-neden-olmaz/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 11:51:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi Soru Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[aile cinsel eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin önemli]]></category>
		<category><![CDATA[bluğ çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitli toplumlarda evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarınızla iletişim kurun]]></category>
		<category><![CDATA[dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde cinsel eğilimler]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde nasıl davranmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlarda aile ve evlilik kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[verme-alma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=243</guid>
		<description><![CDATA[Eşimle ilişki sırasında canım acıyor. İdrarımı yaparken kaşıntı ve yanma oluyor. İki ay önce spiral taktırmıştım. Yaşadığım sorunlar bu yüzden olabilir mi? F.T./Mersin Rahim içi araç veya halk arasında bilinen adıyla spiral; rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış, T şeklinde bir alettir. Spiral, rahim içine yerleştirildiği andan itibaren yabancı bir madde olarak algılanır ve bu bölgede [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fspiral-agriya-neden-olmaz%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>Eşimle ilişki sırasında canım acıyor. İdrarımı yaparken kaşıntı ve yanma oluyor. İki ay önce spiral taktırmıştım. Yaşadığım sorunlar bu yüzden olabilir mi? F.T./Mersin</strong></p>
<p>Rahim içi araç veya halk arasında bilinen adıyla spiral; rahim içine sığacak büyüklükte tasarlanmış, T şeklinde bir alettir. Spiral, rahim içine yerleştirildiği andan itibaren yabancı bir madde olarak algılanır ve bu bölgede iltihabi bir reaksiyon oluşturur. Bu iltihabi reaksiyon, rahim içine ulaşan spermlerin etkisiz hale gelmesini sağlar ve gebeliği önler.</p>
<p><strong>İLİŞKİYİ ETKİLEMEZ</strong><br />
Spiralin, cinsel yaşamı olumsuz yönde etkileyeceğine dair cinsel hurafeler vardır ama rahim içi araç ile cinsel ilişki arasında bir bağlantı yoktur. Spiral; rahim içine takılmaktadır. Cinsel ilişki sırasında erkeğin cinsel organı spiralin bulunduğu rahim içine kadar gidemediği için cinsel ilişki sırasında yaşanan ağrının nedeni bu olamaz.</p>
<p><strong>ENFEKSİYON OLABİLİR</strong><br />
Sizin sorununuz genellikle idrar yolu enfeksiyonuyla ilişkilendirilir. İdrar yaparken yanma ve sızı, sık idrara çıkma, kasıklarda ağrı ve kötü kokulu idrarla kendini gösteren idrar yolu iltihapları; üreme sisteminde en sık görülen hastalıklardan biridir. Bu durumda; cinsel yaşamınıza ara vermenizde ve ihmal etmeden bir jinekoloğa muayene olmanızda fayda var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/spiral-agriya-neden-olmaz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sperm kalitesi için cinselliğe ara vermeye gerek yok!</title>
		<link>http://www.evlilikterapisi.eu/sperm-kalitesi-icin-cinsellige-ara-vermeye-gerek-yok/</link>
		<comments>http://www.evlilikterapisi.eu/sperm-kalitesi-icin-cinsellige-ara-vermeye-gerek-yok/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Feb 2012 11:48:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik Terapisi Soru Cevaplar]]></category>
		<category><![CDATA[aile cinsel eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[aile içi ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[aile kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[aile terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin önemli]]></category>
		<category><![CDATA[bluğ çağı]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek aile]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitli toplumlarda evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarda cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklarınızla iletişim kurun]]></category>
		<category><![CDATA[dokunma]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlerde cinsel eğilimler]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik dönemi]]></category>
		<category><![CDATA[ergenlik döneminde nasıl davranmalıyız]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik danışmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik öncesi eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik psikoloğu]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapileri]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik terapisti]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik oluşması]]></category>
		<category><![CDATA[toplumlarda aile ve evlilik kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[verme-alma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.evlilikterapisi.eu/?p=237</guid>
		<description><![CDATA[31 yaşında bir erkeğim. Eşimle çocuk yapmaya karar verdik. Bir yakınım, sperm kalitesi için bir ay cinselliğe ara vermemizi söyledi. Bu doğru mu? T.A./Zonguldak Sperm kalitesini artırmak için cinselliğe ara verilmesi gerektiğine yönelik inanış tamamen bir hurafedir. Çünkü kaliteli sperm 24-48 saatlik bir aradan sonra üretilir. Tam tersine; bebek sahibi olmaya çalışan çiftlere, gün aşırı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class="fblike_button" style="margin: 10px 0;"><iframe src="http://www.facebook.com/plugins/like.php?href=http%3A%2F%2Fwww.evlilikterapisi.eu%2Fsperm-kalitesi-icin-cinsellige-ara-vermeye-gerek-yok%2F&amp;layout=standard&amp;show_faces=false&amp;width=450&amp;action=like&amp;colorscheme=light" scrolling="no" frameborder="0" allowTransparency="true" style="border:none; overflow:hidden; width:450px; height:25px"></iframe></div>
<p><strong>31 yaşında bir erkeğim. Eşimle çocuk yapmaya karar verdik. Bir yakınım, sperm kalitesi için bir ay cinselliğe ara vermemizi söyledi. Bu doğru mu? T.A./Zonguldak</strong></p>
<p>Sperm kalitesini artırmak için cinselliğe ara verilmesi gerektiğine yönelik inanış tamamen bir hurafedir. Çünkü kaliteli sperm 24-48 saatlik bir aradan sonra üretilir. Tam tersine; bebek sahibi olmaya çalışan çiftlere, gün aşırı birlikte olmaları tavsiye edilir.</p>
<p><strong>ZARARI YOK</strong><br />
Çok fazla cinsel ilişkide bulunmanın da sperm sayısına bir zararı yoktur. Öte yandan erkeğin; uzun ara verdikten sonra gireceği ilk cinsel ilişkide erken boşalma riski de yüksektir. Çünkü erkeğin cinsel fizyolojisi nedeniyle; depo denilen sperm torbacığında bulunan spermler, burada uzun süre bekleyememektedir. Bu nedenle ya istemdışı olarak gece boşalmaları yaşayacak ya da sabah ereksiyonlarında yine istem dışı olarak boşalacaktır. Sonuç olarak; hem sperm kalitesi, hem de cinsel yaşam açısından, cinselliğe uzun ara verilmesi doğru değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.evlilikterapisi.eu/sperm-kalitesi-icin-cinsellige-ara-vermeye-gerek-yok/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

