CİSED

7. Evlilik ve Çift Terapisi Eğitimi – İSTANBUL / 28-29 Ocak 2012

7. Evlilik ve Çift Terapisi Eğitimi – İSTANBUL / 28-29 Ocak 2012

http://pusuladanismanlik.org/icerik/45/7-evlilik-ve-Cift-terapisi-egitimi-Istanbul

EVLİLİK ve ÇİFT TERAPİSİ YAPMA BECERİSİ KAZANDIRAN” Evlilik ve Çift Terapisi Eğitimimize başvurmadan önce, daha önce eğitimlerini başarıyla tamamlamış kursiyerlerimize web sitemizdeki linklerden ulaşıp veya telefonla arayarak bilgi alınız ve sizi nasıl bir eğitimin beklediğini öğreniniz:

PUSULA Sağlık Eğitim Merkezi olarak her 3 ayda bir yaptığımız “Vaka Paylaşım ve Eğitim Refresh Çalışmaları (Mini Kongreler)” ile kursiyerlerimizin meslek hayatına atılmadan önce ve meslek hayatları boyunca kendilerini ve bizden aldıkları eğitimi tazelemelerini sağlıyoruz. Ayrıca tüm kursiyerlerimize ücretli “SÜPERVİZYON” desteği de veriyoruz.

 

Eşim ne zaman hamile kalabilir?

YENİ EVLİLER ALTI AY BEKLEMELİ

Üç aylık evliyiz ve çocuk istiyoruz. Doktor eşime “Rahminde iltihap ve yara var” demiş ve yarayı yakıp ilaç vermiş. Eşim ne zaman hamile kalabilir? F.L./Rize Çiftlerin çocuk sahibi olabilmeleri için en az altı ay düzenli ve korunmasız cinsellik yaşamaları gerekir. Gebeliği takıntı haline getirip eşinizi strese sokmayın. Rahat ve huzurlu bir kadının hamile kalma şansı daha yüksektir. Ayrıca eşinizin adetinin başladığı günü birinci gün, adet süresini dört gün ve 28 günde bir adet gördüğünü kabul edersek; eşinizin 14′üncü günde yumurtlaması gerekir. İşte bu dönem, en fazla hamile kalma şansının olduğu zamandır. Adetten sonraki beşinci ile 10′uncu günler ve 23 ile 28′inci günler arasında ise eşinizin hamile kalma şansı düşüktür.

KAYNAK: PUSULA Sağlık Eğitim Merkezi’nin düzenlediği “EVLİLİK VE ÇİFT TERAPİSİ” Eğitiminde eğitmen olarak görev yapan Evlilik Terapisti Dr. Cem KEÇE’nin SABAH Gazetesindeki yazısından alınmıştır… http://pusuladanismanlik.org/icerik/3/evlilik-ve-Cift-terapisi-egitimi

Evlilik gerçekten de aşkı öldürüyor mu?

EVLİLİKTE AŞKIN YERİNİ SEVGİ ALIR

Aşk evliliği yaptım ama evlendikten kısa süre sonra hiç beraber zaman geçirmez olduk. Çocuk doğunca da her şey bitti. Evlilik gerçekten de aşkı öldürüyor mu? Y.B./İzmir

Aşk; içinde çeşitli gizemleri barındırırken, evlilik bu gizemlerin zamanla ortadan kalktığı bir süreçtir. Gizemli her şey, insanın ilgisini çeker ve gizemi çözebilmek uğruna emek sarf edilir. Gizem ortadan kalktığı zaman, merak ve araştırma istegi de eski önemini kaybeder.

YENİDEN KEŞFEDİN

Evlilikle birlikte, iki insan aynı evi paylaştıkları için de birbirleri hakkında merak edebilecekleri bir şey kalmaz. Ayrıca, evlenince sorumluluklar artmaya başlar, kadın ve erkek rolleri değişir. Bu noktada aşkın yerini sevginin alması gerekir. Sorunun kaynağı ne olursa olsun, eşinizle açık iletişim kurmanız, birbirinizi yeniden merak etmeniz, her yeni güne yeni keşiflerinizin olabileceğini bilerek başlamanız ve birbirinizi yeniden tanımaya çalışmanız gerekir. Evlilikteki beklenti düzeyini azaltmak ve birbirinizin farklılıklarını renk olarak görmek de önemli bir unsurdur. Eşinizle birlikte uygulayacağınız bu öneriler işe yaramadığı takdirde bir evlilik terapistinden yardım almanızda fayda var.

KAYNAK: PUSULA Sağlık Eğitim Merkezi’nin düzenlediği “EVLİLİK VE ÇİFT TERAPİSİ” Eğitiminde eğitmen olarak görev yapan Evlilik Terapisti Dr. Cem KEÇE’nin SABAH Gazetesindeki yazısından alınmıştır… http://pusuladanismanlik.org/icerik/3/evlilik-ve-Cift-terapisi-egitimi

Yeni Aile Modelleri

Modern çekirdek ailenin dezavantajları, eleştirmenlerin birçoğunu alternatif aramak üzere harekete geçirmiştir. Bunlar arasında bazı reformcular, Sanayi Devrimi öncesi geleneksel geniş aileye dönüşü arzu etmektedir. Oysa, günümüz koşullarında bu aile biçiminin yeniden nasıl kurulacağı pek açık değildir. Gördüğümüz gibi, bunun bazı çok ciddi kusurları da vardır. Ayrıca, şimdi bir hak olarak kazanıldığı düşünülen özel ve bireysel özgürlük talepleri de gözardı edilemez ya da bunların yerine, başka bir şey konulamaz. Öte yandan, önemsiz ölçüde genişlemiş çekirdek aileler herhangi bir çarpıcı sosyal reform olmaksızın, bireysel olarak yaratılabilir. Ancak böyle arasıra görülen küçük ilerlemelerin çok farkedeceğinden emin olacak çok az insan görünüyor. Aslında, gerçek sorun daha derinde yatıyor. Birçok insan, bir bütün olarak toplumda radikal bir dönüşüm gerçekleşmediği sürece, en iyi potansiyel isteklerinin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini hissediyor. Bu insanlar daha iyi bir aile sistemi kurulmadan önce, «yeni bir erkek» ve «yeni bir kadın»ın yaratılması gerektiğine inanıyorlar. Onlara göre, egemen sosyal düzen herkesi başarılı gerçek mutluluğa karşı önceden hazırlıyor. Onlar, insan doğasının günümüzün sağlıksız uygarlığı tarafından bozulduğunu görüyor ve bu nedenle «yeni bir başlangıç» ve geleneklerden tam bir kopmanın gerçekleşmesini talep ediyorlar. Bu deneme isteği aslında yeni olmayıp yalnızca yakın tarihimizde görülen hareketlerle öncekinden çok daha geniş alanlara yayılmıştır. Böylece, bugün birtakım aile modelleri ülkenin ve dünyanın çeşitli yanlarında deneniyor. Aşağıdaki iki örnek bu olasılıkları sergilemekte.

Modern Çekirdek Aile

«Çekirdek», «ayrı» ya da «sınırlı» aile, yeni bir fenomen değildir. Tarih boyunca pek çok kültürde varolmuştur. Gerçekten de, birkaç kuşaktan oluşan geniş aile, yeni sanayileşmiş toplumlarda değil, ileri zengin, yerli yerine oturmuş toplumlarda kurulur. İlk ve çok deneyimli toplumlarda çekirdek aile modelinin yeğlendiği görülüyor.

Oysa, çekirdek aileler sınırlılık ve ayırımların derecesine göre değişebilir. Örneğin, Sanayi Devriminden önce Batı çekirdek ailesi sık sık bir çiftlik, malikâne, aristokratik bir konak ya da nüfusu akrabaların oluşturduğu köy gibi geniş bir sosyal birimde görülürdü. Birçok eski kent komşulukları, aynı zamanda güçlü akrabalık bağları gibiydi ve böylece çok küçük aileler topluluğa açık bir durumda kaldı. Aile ziyaretleri çok yaygındı. Çocuklar başka bir evi kendi evleri gibi hissederlerdi. Öte yandan 17. yüzyılın sonlarında, «kapalılığa» karşı yönelim birçok geniş evli ailelerin büyüklüğünü düşürdü ve kalan aile üyeleri arasındaki ilişkiler de değişti. Bu üyeler birbirleriyle daha fazla ilgilenir oldular. Birbirlerine daha çok gereksinme duydular, saf ve sevimli «burjuva» evi, modernleşmenin toplandığı fırtına da, bir huzur odası, dünyadan saldırganlıktan rekabetten ve sınıf savaşlarından uzak, güvenilir bir liman oldu. Biz, aynı zamanda bu evin kadınlara nasıl sığınak olduğu ve çocukları cinsel ve başka günaha teşviklerden nasıl koruduğunu gördük. Başka iğrenç sosyal gerçeklikler de körfezde tutuluyordu. Ailenin geliri artık içerde değil, evin oldukça dışında kazanılıyordu. Cinsler arasındaki işbölümü, erkeklerin zamanlarının çoğunu ailelerinde ayrı, fabrikalarda, dükkânlarda ve buralardaki ücretliler olarak görülmesiyle yeni bir biçim kazandı.

Mutlu evliliğin sırları

Mutlu evlilik; bir şans değildir; çaba, emek, sabır, özveri, uzlaşma, anlaşma ve önemsemenin bir ürünüdür.Mutlu ve iyi evliliğin sırrı bir ilaç terkibi gibi karışık olabilir, ancak mutlu evliliğin bazı evrensel sırları vardır. Biraz sevgi, saygı, güven, biraz eşlerin mutlaka vermesi gereken ödünler ve yapması gereken fedakârlıklar, biraz duygusal istikrar ve destek, biraz karşısındakinin verme ve alma ihtiyacını tanıma, biraz finansal güvenlik iyi bir evlilik ilacını oluşturan karışım olarak belirlenebilir.Sağlıklı ve mutlu bir evliliği gerçekleştirebilmek için sevgi, saygı ve güven temel koşullardır. Evlilik ilişkisi 3 önemli unsur üzerine kuruludur:

İlk gece fiyaskosunun nedenleri

Balayı empotansı psikolojiktir

Gerdek gecesi ile ilgili kaygılar sanıldığı gibi sadece kızlara özgü değildir ve erkeklerde de görülebilir. İlk kez cinsel ilişki yaşanacağı varsayımıyla toplumumuzda “gerdek gecesi” olarak isimlendirilen ilk gece hem evlenen kadın ve erkek için hem de onların aileleri için değişik beklentilerin söz konusu olduğu bir olaydır. Bu beklentilerin en büyüğü gelinin bakire çıkmasıdamadın ise bekareti ortadan kaldıracak bir cinsel performans göstermesidir. Erkekler, özellikle ilk cinsel ilişkilerini gerdek gecesi yaşayacaklarsa, tıpkı kızların yaşadığı gibi, bir başarılı olup olmama kaygısı taşıyabilirler.

Geleneksel Geniş Aile

Geniş ailenin olası birkaç çeşidi varolup üyelerinin her birinin pozisyonu ve işlevi, durumlarına göre değişebilir. Örneğin, geniş aileler çok eşle evlilik ya da grup evliliğinden oluşabilir ve cinsel eşitlik ya da ev halkının bazılarının önderliğine boyun eğme üzerinde kurulabilir. Günümüz çerçevesinde biz, kendimizi Sanayii Devrimi öncesinde, Batı dünyasında varolan geleneksel geniş aileyle sınırlıyoruz.

Kuşkusuz Hıristiyan Avrupasında monogami, evliliğin kabul edilen tek biçimiydi ve geniş ailede çoğunlukla evli bir çiftin, en büyük oğlu ve karısı, belli torunlar ve öteki yakın akrabaların birlikte yaşadığı tek biçim oluyordu. Başka bir deyişle, çok kere bazı ortak girişimlerle uğraşan üç ya da daha fazla kuşaktan da oluşuyordu bir aile. Bu aile tipi yaygın olmakla birlikte, evrensel değildir. Yaşama koşullarının ilkel insanların kendi topraklarının olmadığı ve mülkleri biraraya getirmenin zor olduğu durumda küçük aileler daha yaygındı. Gerçekte ailelerin büyüklüğü ve yapısı çoğu kez toplumsal değişimlere bir yanıt olarak düzensizce değişti.

Tarihsel Perspektif İçinde Aile

Aile sözcüğünün İngilizcesi, «ev hizmetçisi» anlamına gelen latince «fa-mulus»tan türemiş olup, bir adamın sahip olduğu bir grup hizmetçi anlamına gelir. Sonraları anlamı genişlemiş ve bir adamın soyundan gelen ya da bir adam tarafından yönetilen hizmetçiler, karılar, çocuklar, anababalar, büyükana-babalar, öteki yakın ve uzak akrabalar, arkadaşlar ve geçici konuklar gibi bir adamın evinde yaşayan tüm kişileri kapsamıştır.

Bu çeşitli anlamlar, ortaçağ İngilizcesinde çok canlı bir biçimde görülüyordu. Gerçekte, Rönesansla birlikte «aile» sözcüğü ya hizmetçilerin ana bölümü, ya da bir soylunun mahiyeti, kan bağı olan bir grup insan ya da birlikte yaşayan bir grup insan anlamında kullanılıyordu. Bu anlamlar son ikisinin yeni bir toplumsal fenomeni tanımlamak için birleşmesi 17, 18. yüzyıllarda oldu:

Evliliğin Geleceği

Bugün pek çok insan evlilik kurumundan memnun değildir ve bu nedenle ona nasıl daha «yeni», daha ussal bir biçim verebileceğini merak eder. Öyle ki, «evlilik bunalımını» tartışan ve çözüm yolları öneren sayısız kitap ve makale okuyabiliriz. Örneğin, bazı yazarlar, sözleşmesel bir evlilik (yani özel bir anlaşmayla kolayca bitirilecek bir temelde) «komünal bir evlilik» (bir toplulukta, komünde grup evliliği), «izinli, seçimli bir evlilik» (evlilik-dışı ilişkilere izin veren evlilik) ya da «quarternary bir evlilik» (iki evli çift ve çocuklarının birlikte yaşadığı evlilik) önerdiler. Bu ve benzer düzenmelerin, işlemez hale geldiği varsayılan geleneksel evliliklerden daha gerçekçi ve dayanıklı olduğu düşünülebilir. Oysa, bu önerilerin bazıları bir kısım insanlara radikal görünmekle birlikte, herhangi yeni bir şey içermez. Gerçekte, bugün savunulan evliliğin «gelecek» biçimlerinin tümü geçmişte bir zamanlar bazı yerlerde varolmuştur. Ancak bunlar zamanlarında hakim evlilik biçimi haline gelmemişti. Nispeten özel bir monogami uzun zamandan beri gelecek evlilik biçimlerinin yerini almakta ya da öyle bir süreç içinde görünüyor. Bu, şimdiki evlilik biçimimizin kuşkulanılmayan gelenekten daha sağlam bir zemin üzerinde kurulduğu anlamına gelir. Karı-kocanın birlikte yaşama uğraşında ve çocukların bakımında eşsiz derecede çekici ve uygun bazı şeyler olacağa benziyor. Dahası, bu özel monogami eşlerin gerçekten eşit olabileceği tek evlilik düzenlemesi gibi görünüyor.

Powered by WordPress | Designed by: CD Rates | Thanks to Seo Professional, Las Vegas Condo High Rises and FBF System